Yazi etiketleri: mhp

mhp ne yapmak istiyor

mhp son yıllarda farklı bir çizgiye geldi.

artık daha türkçü daha az islami hassasiyeti olan

daha çok laiklikten bahseden bir mhp var.

solcuların korkulu rüyası olan mhp türkiye soluyla benzeşti.

daha önce demokratik sol parti ile kardeş olan mhp bugün chp çizgisinde.

bu durum bir çok ülkücüyü de derinden yaralamakta.

bu konuda mhp çok eleştiri almakta.

ama yine de değişen bir eşy yok.

en son 12 eylül de solla birlikte referanduma hayır diyen mhp tabanının ciddi kısmı evet dediği

halde akıllanmamış görünüyor.

çalışmaları yeni başlayacak olan kapsamlı anayasa değişikliğine katkı vermek şöyle dursun

ortada hiçbir şey yokken karşı çıkan ilk parti oldu.

anlamadığımız şey şudur ki , henüz ortada bir şey yok.

böyle ciddi bir oalya kayıtsız kalmak mümkün değil.

bir projen varsa söyle.

anayasa da şunlar olsun şunlar olmasın de.

sonra bu çerçevede ortak bir zemin ara.

ama sen tabanını bile dinlemiyorsan ayrı.

benim için ülkenin iyiliği değil iktidar partisine muhalefet yapmak daha önemli diyorsan başka.

MHP DESTEK VERMİYOR.


ayrıca tek tip askerlikle ilgili bir yazı okumak istiyorsanız buraya bakın.

biliyorsunuz tek tip askerlik üniversite mezunlarıyla lise mezunlarının eşit sürede askerlik

yapması demek oluyor.

mantığı ne bilmiyoruz.

üniversite mezunları hayata bir sene daha sonra mı başlatılsın ?

veya süreler eşit olunca yapılan askerlik eşit mi oluyor ?

şırnakta askerlik yapan kişi ile falan deniz kenarında askerlik yapan kişi eşit olarak mı askerlik

yapıyorlar?

bu soruların cevabını ileride alacağız….

hatayı karıştıran terör saldırsında mhp parmağı

Hatay Dörtyol’da 4 polisi hayatını kaybettiği saldırıda saldırganların kullandığı aracın, MHP’li Payas Belediye Başkanvekili ve Parti Meclis Üyesi B.K.’ya ait olduğu ortaya çıktı. B.K. gözaltına alındı

Hatay’ın Dörtyol ilçesinde polis aracına düzenlenen silahlı saldırı ile 4 polisin hayatını kaybetmesi sonrasında yaşanan provokatif eylemlerin altından şok bir gerçeğe ulaşıldı. Hatay Dörtyol’da 4 polisin hayatını kaybettiği saldırıda kullanılan aracın, MHP yöneticisine ait olduğu ortaya çıktı. Hatay Dörtyol’da yapılan saldırı sonrası başlatılan soruşturmada saldırganların kullandığı aracın, Payas Belediye Başkanvekili ve MHP Parti Meclis Üyesi B.K.’ya ait olduğu, soruşturmayı derinleştiren Emniyet’in B.K.’yı gözaltına aldığı bildirildi.

Terörle mücadele şube birimleri tarafından sorgulanan B.K.’nın ifadesinde, hava sıcaklığından ötürü yaylaya çıktığını ve burada 4 kişi tarafından esir alındığını belirttiği ifade edildi. B.K.’nın, aracına el koyduğunu iddia ettiği 2 kişinin şehre giderek eylemi gerçekleştirdiğini söylediği bildirildi. Olay sonrası evinden alınan B.K.’nın sorgusunda ‘Olayı neden hemen polise bildirmedin’ şeklindeki soruya cevap veremediği öğrenildi. MHP Hatay İl Başkanlığı ise gözaltı olayını doğrularken, Emniyet’e intikal etmiş bir konuda açıklama yapamayacaklarını ifade ettiler.

kılıçdaroğlu ve mhp çark etti

27 Nisan 2007′de eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın, TSK’nin internet sitesinde “e-muhtıra” olarak anılan bildiriyi yayımlamasına tepki göstermeyerek destek veren CHP ve MHP, şimdi Büyükanıt’ın hükümetle işbirliği yaptığı iddiasıyla yargılanmasını istiyor. E-muhtıradan sonra muhalefet partilerinden sadece BBP ve SP’den tepki gelmişti.

Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçimi sürecinde Genelkurmay Başkanlığı’nın, 27 Nisan gecesi saat 23.20′de yayımladığı açıklama, siyasetçi ve gazeteciler tarafından “e-muhtıra” olarak nitelendirilmişti. Ardından İstanbul’daki Çağlayan Meydanı’nda biraraya gelen bazı sivil toplim kuruluşu, dernek ve siyasi parti üyeleri, ordunun siyasete müdahalesine destek vermiş, zamanın Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı adaylığına karşı çıkan eylemciler asker kıyafetleri ve kalpaklar giyerek, “Asker konuştu, imam bayıldı” şeklinde sloganlar atmıştı. Çağlayan mitingine, aralarında İP, CHP, Atatürkçü Düşünce Derneği, DİSK ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin yanısıra silah üzerine yemin ettiren ulusalcı dernekler de destek vermişti.

E-muhtıra yazdığını söyleyen Büyükanıt’a o dönem tepki göstermeyen, hatta haklı bulan açıklamalarda bulunan CHP’li yöneticiler, 22 Temmuz seçimlerini kaybetmelerini e-muhtıraya başlayarak eleştirmeye başlamıştı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise o dönemde Genelkurmay’ın bildirisine karşı açıklama yapmamayı tercih etmişti. CHP’nin yeni Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da o dönemde muhtırayı eleştirdiğine dair bir habere rastlanmıyor.

Eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da o dönemde, gazetecilerin konuya ilişkin sorularına AK Parti’yi suçlayarak cevap vermiş, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecindeki tutumuyla sadece cumhuriyete ve demokrasiye zarar verdiğini ileri sürmüş, bildiriye arka çıkmıştı. Baykal, ilk açıklamasında hükümeti suçlayarak şunları söylüyordu: “Siyaset işlemelidir, siyaset danışmalıdır ama siyaset uzlaşmaktan, konuşmaktan, kafa kafaya vermekten geçiyor. ‘Dediğim dedik’ bir yaklaşımla olmaz.”

Baykal, konuyla ilgili üç gün sonra yaptığı değerlendirmede ise Anayasa Mahkemesi’nin Cumhurbaşkanlığı seçimi oylamasına 367 milletvekilinin katılımının zorunlu olmadığı yönünde karar vermesi durumunda, Türkiye’yi çok tehlikeli bir çatışmaya sürükleyeceğini ileri sürerek baskı yapmıştı. Gazetecilerin, ”Genelkurmay Başkanlığı’nın açıklamasını demokratik buluyor musunuz?” sorusu üzerine de şunları söylemişti: “Türkiye’nin böyle bir gerginlik ortamına sürüklenmesinden üzüntü duyuyorum. Bunun sorumlusu olarak da iktidarı görüyorum. Bundan hiç kuşkum yok. İktidar, çok ciddi yanlışlıklar içindedir. Milyonlarca insanı meydanlara o dökmüştür. Devletin tüm kurumlarını, üniversiteyi, yargıyı tepki göstermeye sevk eden yanlışlıkları iktidar sürdürmüştür.”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen de Genelkurmay açıklamasının CHP’nin görüşleriyle örtüştüğünü ifade ederek şunları söylüyordu: “Laikliğe hakaret edeceksiniz, sonra ‘Ben değiştim.’ diyeceksiniz ve bu ülkenin cumhurbaşkanı olacaksınız. Bunu herkes bilsin ki Türk halkının tahammül eşiğini aşıyorsunuz. Biz Türkiye’yi Atatürk düşmanlarına teslim etmeyeceğiz.”

E-MUHTIRADAN SONRA SİYASETÇİLER NE SÖYLEMİŞTİ?

CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek: “Bu bir muhtıra. Diyor ki, ‘Biz bu uyarıyı yapıyoruz. Gerekleri yerine getirilmezse biz de bunun arkasını getiririz.’ Yani daha sert açıklamalarda mı bulunulur, başka noktalarda mı müdahale edilir, onu çok açık ifade etmiyorlar ama şu anlaşılıyor ki Cumhurbaşkanlığı seçimi ve onun etrafında devam eden laiklik tartışması, Millî Görüş geleneğinden gelen bir kişinin Cumhurbaşkanlığı’na çıkacak olması, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ciddi şekilde rahatsız etmektedir.”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Selvi: ”Çoğunluğu var diye Anayasa ve hukuku zorlayanlar, bundan gerekli dersi çıkarmalıdır.”

CHP İstanbul Milletvekili Bülent Tanla: “Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklama, muhtıra ya da ikaz gibi değerlendirilirse Türk demokrasisini yaralar.”

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır: Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan’da basının önünde konuştukları Türkçe’ydi ve gayet açıktı, herkes anladı. Başbakan ve AKP yönetimi anlamamış görünüyor. Açıklamayı üzerine almıyor, gereği için görevini yapmıyor ve topu taca atıyor.”

Eski İçişleri Bakanı Meral Akşener: “Bu bildiri kendi içinde haklı nedenler taşıyor olabilir ama siyaset kurumu açısından sıkıntılı bir konu olmuştur. Demokrasinin tıkanması, arızalanması doğru değildir.”

Eski ANAVATAN Genel Başkanı Erkan Mumcu: “Kum saatindeki kum tükenmek üzeredir. Her şeyin ters yüz olabileceği bir sürecin içindeyiz. İçinde bulunduğumuz şartlarda Meclis’i açık tutmanın ve siyaseti söz sahibi kılmanın tek yolu, Anayasa Mahkemesi’nin karar vermesini beklemeden Sayın Abdullah Gül’ün adaylıktan çekilmesidir. Bu süreç, demokrasinin önünü açacaktır. Bu süreç, Türkiye’yi vesayet gölgesinden kurtaracaktır. Hükümete sesleniyorum, lütfen Gül’ü adaylıktan çekiniz ve Meclis’i açınız.”

Eski SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın: “Böyle bir açıklamanın yapılmamış olmasını tercih ederdim. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin böyle bir açıklamada bulunmasına neden olan gelişmeleri biliyorum. Duyarlılığı anlıyorum ve paylaşıyorum ancak siyasi yaşama sivil ya da asker, derin ya da sığ herhangi bir müdahaleyi asla doğru bulmuyorum.”

Merhum BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu: “Genelkurmay Başkanlığı adına yayımlanan bildiri, Türk demokrasisi ve hukuk devletine karşı açık bir muhtıra ve müdahaledir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hükmi şahsiyeti ve maddi manevi varlığına milletçe duyduğumuz tarihi ve kültürel saygıya rağmen bu müdahaleyi hoş görmeye imkan yoktur.”

Eski SP Genel Başkanı Recai Kutan: Demokrasimiz ve cumhuriyetimiz, demokrasi dışı uygulamalarla korunamaz. Hem laikliği hem de demokrasimizi koruyacağız, bunlara sahip çıkacağız ama demokrasi dışı metotlarla değil. Bir dizi uygulamalarla maalesef demokrasimiz yara almıştır ve bugün çok kimsenin gözünde Türkiye, özürlü bir demokrasiye sahiptir. Bu tip olaylar, halkımızda ciddi anlamda endişe uyandırmıştır. Bu endişe hala devam etmektedir. Ekonomimiz menfi yönde etkilenmiştir. Bunun etkileri, endişeler sebebiyle devam edecektir. Dünya kamuoyu önünde hep şu soru soruluyor: ‘Türkiye’de neler oluyor? Acaba Türkiye’de tekrar bir askeri müdahale olacak mı?’ Bu çok acı.”

Eski DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar: “Ülkenin daha demokratik, daha hukuk devleti temellerinde yaşaması konusunda ortaya koyduğumuz hiçbir iradenin yanında olmayanlar, bugün Türkiye’de demokrat olmayı kendi tavırlarının yanında olup olmama gibi ölçme hakkına asla sahip olamazlar.”

Mecliste MHP terörü

TBMM Genel Kurulu’nda Demokratik Açılım öngörüşmeleri sırasında MHP terörü yaşandı. AK Partili Suat Kılıç’ın konuşması sırasında kürsüye yürüyen MHP’lilerden Deniz Bölükbaşı, Kılıç’a küfür etti. Hırsını alamayan Bölükbaşı verilen arada kulise çıkarken de Kılıç’ı tehditler savurdu.

MHPli vekilden ilginç söylem

MHP Konya Milletvekili Faruk Bal, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin diktatörlüğe yol açacağını savundu. TBMM Anayasa Komisyonu’nda cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi tartışıldı. MHP’li Bal, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinin başbakan ile cumhurbaşkanı arasında yetki kavgasına neden olacağını ileri sürerek, bunun ülkede sıkıntıya ve gerginliğe neden olacağını vurguladı. Bal, “Cumhurbaşkanın halk tarafından seçilmesi diktatörlüğe gidişin adımıdır” dedi. Teklife karşı çıkan Bal’a tepki gösteren AKP Çanakkale Milletvekili Mehmet Daniş, “Halk oyuyla seçilecek cumhurbaşkanının diktatör olarak nitelendirilmesini esefle karşılıyorum” dedi. Görüşmelerin ardından komisyon yasa teklifini kabul etti.4 yılda bir seçimÖte yandan, milletvekili seçimlerinin 4 yılda bir yapılmasını ve nüfusu 2 milletvekili çıkarmaya yetmeyen illerle ilgili hüküm de içeren yasa teklifi de, TBMM Anayasa Komisyonunda kabul edildi.